Bu yazının konusu, 2026 yılına girerken Bankacılık sektöründeki seçilmiş bazı kalemlere yönelik bir değerlendirme ve ilk çeyrekte ortaya çıkan iç/dış gelişmeleri de dikkate alarak, olası etkilenmeleri ve sonuçlarını irdelemektir.
Bir önceki yıl ile karşılaştırdığımızda 2025 yılı sonu itibariyle,
Kalem Aralık/2024 Aralık/2025 Fark Fark %
Aktif Büyüklüğü ($) 925.650 1.095.717 170.067 18.37
Toplam Krediler ($) 454.990 539.796 84.806 18.63
Döviz Kredileri ($) 167.423 199.962 32.539 19.43
Takipteki Alacaklar (TL) 293.623 593.647 300.024 102.18
Takipteki Alacaklar / Toplam Kredi %1.83 %2.33
Toplam Mevduat ($) 535.804 635.449 99.645 18.60
DTH ($) 186.968 248.309 61.341 32.80
Bu bilanço kalemlerindeki değişimleri de etkileyen;
TÜFE artış oranları: %44.38 → %30.89
Ticari kredilerde ortalama faiz:
TL faiz oranı: %51.02 → %44.67
$ faiz oranı: %8.26 → %7.70
Mevduat faiz oranı (3 aya kadar):
TL: %58.96 → %46.77
$ (yaklaşık): %2 → %1.90
$ kuru (TL): 35.2803 → 42.8457
Tablo değerlendirildiğinde;
Döviz kredilerinde, toplam kredi artış oranının üzerinde bir artış olduğu
Tahsili gecikmiş alacaklarda %102.18 oranında artış olduğu
DTH’da, bir kısmı daha önce kur korumalı mevduattan çözülenlerin dövize dönmesinden kaynaklanan %32.80 artış olduğu
$ kurunda enflasyon artış oranının (%30.89) altında (%21.44) artış olduğu
Enflasyon ile kredi ve mevduat faizleri birlikte değerlendirildiğinde aktif büyüklük artışının önemli ölçüde faizlerden kaynaklandığı
Döviz kredilerindeki artışın temel nedeni, enflasyon oranının altında kalan kurlar sayesinde ortalama kredi maliyetinin düşürülmeye çalışılmasıdır.
Döviz Tevdiat Hesaplarındaki (DTH) artışın ise döviz kurunun yükseleceğine ilişkin beklentiden kaynaklandığı değerlendirilebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu; yüksek oranlı ani bir kur artışında, tasarruf sahiplerinin döviz karşısında parasının değerinin aşınmasının engellenmesi yanında, döviz kredisi kullanıcılarının maliyetlerinin o nispette artması ve bankalar için kredi riskine dönüşebilme ihtimalidir. Bu durum, Tahsili Gecikmiş Alacaklar portföyünün artışı sonucunu doğurabilir.
Tahsili Gecikmiş Alacaklar / Toplam Kredi oranı 2024 yıl sonu itibariyle %1.83 iken, 2025 yıl sonunda %2.33’e yükselmiştir. Bu oran, genel kabul görmüş TGA/Toplam kredi oranları dikkate alındığında yönetilebilir bir oran olarak kabul edilebilir.
Bunun yanında 2025 yılı içinde toplam kredi portföyünün %1’ine karşılık geldiği ifade edilen konkordato almış risklerin, mevcut yapının içinde başka riskler taşıdığı göz ardı edilmemelidir.
Konkordato alan firmaların, tedarikçilere olan borçlarını uzun vadeye yaymaları halinde, tedarikçilerin likidite ve karlılık dengelerinin bozulabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu durumda, tedarikçilerden dolayı kredi kullanım tutarlarına bağlı olarak yeni problemli kredi portföyleri oluşabilir.
Sürekli olarak enflasyonun altında kalan kur artışlarının Türk Lirası üzerinde değerlenmeye neden olacağı, ihracatçı firmalar için karlılık kaybına yol açacağı ve uzun süre sürdürülebilir olmayacağı değerlendirilmektedir.
Son dönemde ortaya çıkan savaşın, enerji ve tedarik maliyetleri üzerindeki etkileri de dikkate alındığında;
Enflasyonda artış eğilimi paralelinde kredi ve mevduat faizlerinde de artış olacağı öngörülmektedir.
Bir süredir uygulanan sıkı para ve maliye politikasının getirdiği kaynaklara ulaşmadaki zorluk ve ilave maliyetler dikkate alındığında;
İş dünyasının;
İlişkide olduğu pazarlardaki değişiklikleri
Her türlü maliyetlerini
Satış imkan ve kabiliyetlerini
Personel politikalarını
İç/dış kaynak sağlama yeteneğini
Zarar eden faaliyetlerini
gözden geçirerek yeniden bütçeleme yapmaları önem arz etmektedir.
Kaynak ve kullanım maliyetlerindeki muhtemel artışlar bu yönde tedbir almayı gerekli kılarken, özellikle iç piyasaya yönelik çalışan ve özkaynak yeterliliği düşük firmaların kredilerinde donuklaşma riski ortaya çıkabilir.
Enflasyonla mücadele programı kapsamında bankacılık sisteminin kredi kullandırmasına getirilen kısıtlar, yüksek maliyet tercihleri ve yükselen/yükselecek faizler nedeniyle oluşacak ilave finansman maliyetleri de dikkate alındığında;
Dış kaynakla yeni yatırımlara girme konusunda dikkatli olunması
Kreditörler ile kullanıcılar arasında güven ilişkisini bozacak davranışlardan kaçınılması
Özellikle döviz girdisi yeterli olmayan firmaların döviz açığı yaratacak işlemlerden kaçınması
gerekmektedir.
Bütün bu gelişmeler sonrasında, kredi kullanıcılara yönelik bir yeniden yapılandırma ihtiyacı doğması durumunda;
Mevcut mevzuat düzenlemelerinin yanında
Karşılık yönetmeliğindeki kısıtlar dikkate alınmadan, geleneksel yapılandırma projelerinde yönetmelikle tanınan imkanların (vergi, resim, harç istisnası vb.) taraflara sağlanmasının
önemli ölçüde kolaylaştırıcı etkisi olacağını düşünüyorum.
MUSTAFA KALDIRIMOĞLU
ACR DANIŞMANLIK LTD.ŞTİ.
İSTANBUL
5.4.2026
